Yazar: Y.

  • Perpignan’dan Amour’a, benim hikayem

    Lisenin son yılını yurtdışına gidip İstanbul’dan kurtulma hayalleriyle geçirmiştim. Tek istediğim burada içine sıkıştığımı hissettiğim çevreden çıkmak ve dünyayı bir an önce keşfetmeye başlamaktı. Herkes dershanelere gidip ÖSS testleriyle boğuşurken ben en yakınımdakileri de hayallerime ortak etmenin peşinde koşuyordum. Muvaffak da oldum bir derece, iki yakın arkadaş Ağustos 2001 sonlarında bir gün Paris’e doğru yola…

  • Amsterdam’dan kısacık

    ,

    Hayatımda ilk defa yurt dışında tatile çıktım. İş için yaptığım bir seyahatin önüne arkasına gün ekleyerek, sevdiğim insan(lar)ın aklını çelerek yaptığım yoğun tatillerden farklı bir kış tatili yapmak, yılbaşı zamanı Amsterdam havası almak çok iyi geldi. Buna rağmen enerjim yerlerde sürünüyor. Hayatımda yapmam gereken değişiklikler var, hızlı olmalı, zaman kaybetmemeliyim ama yazıldığı kadar kolay değil…

  • Korkunç Amerika

    ,

    Son günlerde izlemem gereken, izlemek istediğim onca filmi bir kenara koyup kendimi American Horror Story dizisine teslim ettim. İlk sezonu geçen sene yayınlanan, bu sene herkesin merakla ikinci sezonunu takip ettiği dizi bizim evde daha yeni keşfedildi. İzleyenler anlayacaktır, keşfeder etmez tüm sezonu bitirmeden duramadık. Rosemary’s Baby‘den (Roman Polanski) Shining‘e (Stanley Kubrick) , oradan Kill Bill‘e (Quentin Tarantino) sinema sanatına…

  • The Wings of the Dove – Iain Softley

    ,

    Bir Henry James uyarlaması daha. 1997 yapımı filmde Helena Bonham Carter’a, Charlotte Rampling, Linus Roache, Elizabeth McGovern ve Alison Elliott eşlik ediyor. Bir Jane Campion uyarlamasının uçarılığını The Wings of the Dove‘da bulmak zor olsa da film mavi-yeşil renkleriyle canlı bir görselliğe sahip. Henüz hiç Henry James okumama rağmen bu hafta izlediğim iki film bana yazarın dünyasıyla…

  • Koleksiyoncu

    ,

    John Fowles’un ilk okuduğum kitabı hiç bitmeyecek gibi gelen Büyücü (The Magus) idi. Her ne kadar Büyücü‘nün göndermelerini tam olarak çözemesem de (okuduğumda 16-17 yaşlarındaydım sanırım) Fowles’a hayranlık duymuştum. Fowles okumaktan sırf bu gizemin peşine düşmekten hoşlandığım için vazgeçmedim ve yoluma Koleksiyoncu (The Collector) ile devam ettim. Koleksiyoncu bankada çalışan memur ve aynı zamanda kelebek koleksiyoncusu Frederick Clegg’in uzaktan aşık olduğu…