Boris Vian’ın 8 Mart 1946’da Mempis’te yazmaya başlayıp iki gün sonra Davenport’ta tamamladığı, Raymond Quéneau’nun “çağımızın en dokunaklı aşk romanı” olarak tanımladığı Günlerin Köpüğü sonunda filme çekildi. Hem de en az Vian kadar renkli bir dünyaya sahip olan ve daha önce de gayet “dokunaklı” aşk hikayelerini beyaz perdeye taşıyan bir başka Fransız deli, Michel Gondry tarafından.
Kendi kendine, çalışmadan yaşayacak kadar paraya (romanın dilinden konuşmak gerekirse dublezona) sahip olan Colin büyük aşkı Chloé ile tanışıp evlenir. Mutlu, güneşli, tasasız hayatları balayı sırasında Chloé’nin ciğerlerine yerleşen bir nilüfer taneciği nedeniyle çöküşe geçecek, insanlar bir haftada 10 yaş yaşlanmaya (gerçek anlamda), evleri hastalıktan başka bir şey düşünmeyen kafalarının içi gibi gittikçe daralmaya, paraları suyunu çektikçe hayatları tüm rengini ve parlaklığını yitirmeye başlayacaktır. Chloé’nin ciğerlerindeki nilüferi iyileştirmenin tek yolu onu sürekli taze çiçeklerle avutmaktır. Ancak Colin’in emekleri yeterli olmaz… Chloé ölür, hastalık süresince gittikçe daralan ve küçülen ev kendi kendini yerle bir eder, sevgilisine iyi bir cenaze töreni bile sağlayacak parası kalmayan Colin günlerini bir nilüferin arada bir görünüp kaybolduğu bir göletin başında, nilüferi vurmaya çalışarak geçirir. Evin tatlı faresiyse kendisini yemesi için bir sokak kedisini ikna edip intihar eder.
Hepsi bu kadar değil elbette. Colin’in en yakın arkadaşı Chic (çılgın bir Jean-Sol Partre hayranı), Chic’in güzel sevgilisi Alise, Colin’in aşçısı ve akıl hocası Nicolas, Colin ve Chloé’nin tanıştıkları partinin ev sahibesi Isis romanın diğer kahramanları. Dönemin diva filozofu Jean-Paul Sartre’ın Jean-Sol Partre olarak karikatürize edildiği romanda Vian’ın asıl hedefi Sartre’ın çılgın hayranları. Chic’in temsil ettiği bu hayran kitlesi Vian’a göre Sartre’ı tanrılaştırıyor ama kesinlikle anlamıyorlar. Kitabının girişindeki kısa paragrafa bakılırsa kendisi de bir varoluşçu olan Vian bir okurunun “Kitaptaki karakteriniz bir Sartre karikatürü müdür, peki ama neden?” sorusuna, “bir zamanlar arkadaştık, şimdiyse o kadar değil. Ama bunun kişisel bir sebebi var, boş verin” diye cevap veriyor. Vian’ın karısı Michelle’in dahil olduğu bu kişisel sebep Partre karikatürünün sebebi olmasa da roman Sartre’ın dikkatini çekmeyi başarıyor ve Vian Sartre’ın başında olduğu Les Temps Modernes dergisinde “Bir Yalancının Günlüğü” başlığıyla yazılar yazmaya başlıyor. Şimdinin Zaytung’una benzetilebilecek olan köşesini dergi için yeterince ciddi bulmayan yayın kuruluna karşı her toplantıda korunması gerekiyor Vian’ın ve bunu da onu dergiye bizzat sokan Sartre yapıyor.
Hayatı “güzel kızlarla aşk ve caz müzik” etrafında tanımlayan Boris Vian 1959’da 39 yaşında ölüyor. Hem de Mezarlarınıza Tüküreceğim kitabından uyarlanmış filmi izlerken, sinema salonunda, hiç beğenmediği filme küfürler ederken. Michel Gondry’nin yerinde olsam bu sondan biraz ürkerdim doğrusu :)
Gondry en az Vian kadar deli, Günlerin Köpüğü‘nü sinemaya başka bir Fransız yönetmen uyarlayabilir miydi emin değilim (Jean-Luc Godard eminim çok daha “varoluşçu” bir şekilde yapardı, yapmamış olması bir romana bağlı kalmak istememiş olmasıdır kesin, o ayrı). Anglosakson dünyadan ise Tim Burton da eminim çok çılgın bir uyarlamayla karşımıza çıkabilirdi. Her neyse önümüzde yeterince iyi bir uyarlama var. Gondry Vian’a neredeyse satır satır bağlı kalmış. Olay akışında kesip kırptığı çok az yer var. Karakterler başarılı, film fazlasıyla hızlı başlıyor ve hastalıkla birlikte renkler solsa, mekanlar daralsa da tempo düşmüyor. Hatta öyle ki Gondry, Chloé’nin göğsündeki nilüferin çerçevelediği o siyah-beyaz dünyayı sanki daha incelikle anlatıyor. Kitabı okurken gözlerinizde belirmesi olası gözyaşlarına izin vermiyor belki ama hissettirmekten kaçınmıyor.

Okuyanların satır satır bildikleri, hiç unutmadıkları, haberi olmayanlarınsa çok şey kaçırdıkları Günlerin Köpüğü yazılmasının üstünden geçen 67 yıla rağmen bence halen “aşk romanlarının en dokunaklısı”. Herkes bir Chloé, herkes bir Colin olmak istemez mi? Ve hatta Chic gibi bir Jean-Sol Partre’a deliler gibi hayran olmak istemez miydiniz? Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki ölülere hayran olmak daha kolay, daha çekici…
Gondry’nin gözünden Günlerin Köpüğü kitabın yapılması gereken, kitaba saygı duruşu niteliğinde bir uyarlama. Bundan sonraki daha serbest uyarlamaları bekliyoruz. Vian’ın hayal etmek için açtığı kapıdan girmeyi göze alacak ve kendisini romanın büyülü dünyasına bırakacak başka gözü kara adaylar da çıkacaktır, eminim.



Yorum Yapın