Saplantının Teshigawara hali

Sabura Teshigawara/Karas işbirliğinden çıkma Obsession iDANS-6 programındaki son “büyük” performanstı.

Teshigawara çok ilginç, kendine öz ve kesinlikle izlemeye değer bir sanatçı. Sahnede dans etmiyor da akıyor, süzülüyor sanki. Ayakları neredeyse yere değmiyor. Bir yandan müthiş bir sadelik var üstünde, bir yandan da sizi köşeye sıkıştırmadan bir “saplantı” hikayesi anlatıyor. Kolay iş değil. Kendimden geçerek değil ama dansının ardındaki ipuçlarını bulmaya ve asıl önemlisi hızına ayak uydurmaya çalışarak izledim. Hatta hareket etmeye başladığı ilk anda Rachid Ouramdane ve iDANS-2’de gösterilen Loin…‘daki eller ve kolların başrolde olduğu hızlı bir dans sahnesi de aklıma gelmedi değil.

Çok yönlü bir sanatçı var karşımızda. Obsession‘ın sadece koreografı ve dansçısı değil, aynı zamanda sahne-ışık-kostüm tasarımcısı. Performansın özellikle ışık tasarımıyla bambaşka hallere ve anlamlara büründüğü göz önüne alınırsa Teshigawara’dan etkilenmemek zor. Program kitapçığından öğrendiğimize göre halen Rikkyo Üniversitesi çağdaş psikoloji bölümünde sinema ve fiziksel ifade çalışmaları isimli bir lisans programında dersler veriyormuş. Bunu okuyunca K.’nın performans sonrası yaptığı “Hitchcock’a benzettim, çok sinemasal öge vardı” yorumu yerine oturuyor. Teshigawara aslında bu açıdan düşünüldüğünde sinemadaki “auteur” tanımını sonuna kadar hak ediyor.

1985’te Kei Miyata ile birlikte kurduğu Karas topluluğundan dansçı Rihoko Sato saplantının odağındaki kadın olarak sahnede Teshigawara’yla birlikte yer alıyor. Sato da en az Teshigawara kadar akışkan, hafif ve güçlü. Kendini teslim etmiyor, arzuyu canlı tutacak bir mücadeleyi sürdürüyor. Işığın karşısında bir küçülüp bir büyüyor, neredeyse bir rüyanın kahramanları gibi birbirleriyle mücadele ediyorlar. Ortalık aydınlandığında gerçeğe dönüyoruz ve duvardaki gölgeleri dışında sahnede asla birbirine dokunmamış iki yorgun vücutla karşılaşıyoruz.

Dansta “kitlesel gösterilere benzeyen bir tür dansın” biçimselliğine karşı olan, dansı “bilgiyi iletme amacını taşıyan bir form” olarak değil, “canlı olup olmadığı”yla değerlendiren Teshigawara’nın düşmekle düşmemek arasında giden, bazen kocaman bir ilüzyonu andıran dansını iDANS sayesinde keşfetmiş oldum ve “sert” kaçacak olsa bile doğrusu bu festivalin sahnesine Odedra’nın içli sıçramalarından çok daha fazla yakıştırdım.

Comments

“Saplantının Teshigawara hali” öğesine 3 yanıt

  1.  Avatar
    Anonim

    Hoş bir yazı olmuş. Fakat Odedra ile kıyasmak yakışmamış bence. Odedra bam başka bir karakter, bam başka bir dans… Bence Odedra’nın festival programında yer alan gösterisinin ilk parçası Odedra’dır, diğerleri koreograflardır, Sidi dansçısı olarak Odedra ile gelebilirdi ve Odedra değil, Sidi konuşulurdu. Bu bağlamda düşünülürse, Odedra’nın fizikselliği ile Saburo’nun fizikselliği bam başkadır. Bu ikiliyi kıyaslamak gereksiz diye düşünüyorum. Fiziksel dansçı olmaları, daha danssal koreografiler sergilemeleri, kanımca aynı kefeye koymaz. Bu arada Saburo’nun tekniği çok merkezdendi, Butoh temeli çok belirgindi, sürekli bir kontraksiyon hali vardı. Çok seri ve kısa kelimelerle kurulmuş hoş cümleler vardı. Oysa ki Odedra, Katak etkindi. Saburo’dan çok daha akışkan, uzun cümleler vardı. Cümlelerin vurguları dalgalı bir deniz gibiydi, Saburo’nun hareketleri kaynayan bir su gibiydi, ikisinin de su gibi akışkan olduğunun da altına çizmek isterim. Neyse, fazla uzattım, fakat kıyaslama yerinde olmamış bence. Yine de ellerinize sağlık.

  2. chloé Avatar

    Karşılaştırmak çok kişisel çıkış ve varış noktalarına sahip olabilecek bir eylem. Her şey her şeyle karşılaştırılmaz diye düşünebilirsiniz haklı olarak ama Odedra ve Teshigawara iDANS’ın en hareketli performanslarını sergilediler (festivalin bundan sonraki kısmında da bu kadar hareket odaklı performanslar izleyeceğimizi sanmıyorum). Dolayısıyla bu festival içinde belli bir “kürsü”yü paylaşıyorlar ve tarzları ne kadar farklı olursa olsun birlikte anılmaları çok yanlış sayılmaz. Zaten sadece bir cümle içinde kullanmayla karşılaştırma yapılmaz, yapılırsa da fazla yüzeysel olur. Burada yaptığıma daha çok bana çok keyif vermemiş bir performansa “laf atmak” denebilir :)

    Sizin karşılaştırmanız ise harika olmuş, katkı için çok teşekkürler.

  3.  Avatar
    Anonim

    Sayın blogger, yorumuma yaptığınız iltifattan ötürü çok teşekkür ederim.
    Sanırım kendimi Odedra’nın içli sıçramalarına fazlasıyla kaptırmış olmam ve Saburo’nun festivalin sahnesine daha yakışması yorumunun son cümlede yer almasının da etkisiyle, kendimi tutamamışım. “kürsü” konusunda ise söyleyecek sözüm yok, haklısınız.
    Fikirlerinize çok saygı duyuyorum.