the help – tate taylor

kathryn stockett’in kitabından sinemaya uyarlanmış olan 2011 yapımı the help amerikalılar’ın yüz karası denebilecek bir dönemde geçiyor. siyahların “renkli” olarak adlandırıldıkları ve beyazlardan tamamen farklı yaşam koşullarına tabî tutuldukları mississippi-jackson filmin mekanı. hani herkes osmanlılar’ın 1915’teki sözde ermeni soykırımını konuşuyor, henüz tarihçiler bile konu üstünde %100 kesin görüş belirtemezken herkes dilediğince ahkam kesiyor, her iki taraftan da sürüyle insanın öldüğünü görmezden geliyor ya, amerikalılar’ın 1960larda uyguladıkları bu “renkli” ayrımcılık sadece bir ırkçılık mı yoksa soykırım mı diye düşündüm. ırkçılık da bir nevi soykırım değil mi?

evlerde hizmetçi olarak çalışan siyah kadınların maruz kaldıkları ayrımcılıklar arasında neler yok ki… hastalık bulaşmasından korkup çocuklarının tüm bakımını teslim ettikleri bu kadınlara özel, verandada ya da bahçede tuvaletler inşa ediyorlar örneğin. siyah bir adamın yattığı hastanede beyaz bir hemşirenin çalışması yasak. ilk olarak bir beyazın kullandığı kitap yine beyazlar tarafından kullanılmaya devam etmeli, kitapların ırklar arasında geçişi yasak. ve işin tarajikomik tarafı şu ki bu saçma sapan kuralları, yasaları savunan burjuvalar hep siyah kadınların baktıkları, büyüttükleri çocuklar. beyaz annelerinden göremedikleri sevgi ve ilgiyi bu siyah kadınlardan görüyor, bu özel ilgi sayesinde özgüvenlerini kazanıyor, sonra da bunu onların üstünde iktidar kurmak, düzeni devam ettirmek için kullanıyorlar. ilhamını gandi’den alan martin luther king’in büyüklüğünü, siyahlar için önemini, the help kendisini fazlasıyla arka planda tutmuş olsa da, bir kez daha anladık. bakalım oscar yarışından galibiyetle mi ayrılacak…