özcan alper’e mektup

sevgili özcan alper,

sonbahar‘ı soğuk bir kış günü, 2009 yılının ilk ya da ikinci günü hatta, izmir kordon’da terk edilmiş bir sinema salonunda izlemiş ve tüm kusurlarını görmezden gelip neredeyse büyülenmiştik. izmir’in en buzlu günlerinden biriydi, sulu karı andıran yağmur çiseliyordu. senin filminin karlı dağları, öksüren yalnız adamı, kükreyen dalgalarıyla coşkun karadeniz bizi sarıp sarmalamıştı. o yüzden bir kız ve adamın birbirlerinin omzuna doğru ters yatmış başlarının olduğu, eternal sunshine of the spotless mind filmini aklıma getiren gelecek uzun sürer afişini görünce heyecana kapıldım. afişleri görüp durmam yeterli olmadı, helsinki’ye gitmeden önce bir türlü izleyemedim filmi.

helsinki kasım ayında karlı olurmuş normalde. oralılar küresel ısınma yüzünden diyorlar, helsinki’nin en karanlık, soğuk, depresif mevsimi benim içimi o kadar da karartmadı. ama sonbahar da karartmamıştı onca soğuğuna, kara kışına rağmen. kışı, atkılara, paltolara bürünmeyi, kat kat kıyafet altında görünmez olmayı severim, belki ondan. sokaklarda gezmenin keyfi bambaşkadır kışın, çok üşüyünce kendini bir küçük kafeye atmanın, ellerini sıcak çikolata ile ısıtmaya çalışmanın zevkini yazın yaptığım hiçbir şey vermez bana. helsinki’de öyle sokakları arşınlayacak kadar çok boş zamanım olmadı ama bir süredir karşılaştığım en iyi uluslararası festival programıyla karşılaştığımı söyleyebilirim. her neyse konumuz festival değil bu sefer. gelecek uzun sürer‘in içimde yarattığı 1,5-2 saatlik boşluğu, sebepsizliği, duygu sömürüsünü anlatmak istiyorum. canım sıkılacak, çok uzatamayacağım biliyorum. ama zaten senin de canın sıkılabilir, o yüzden uzatmanın kimseye yararı yok.

sonbahar ile yaptığın akıllarda yer eden başlangıcı gelecek uzun sürer ile böylesine yıkman şaşırttı beni. ne oyuncu seçimlerini anlamlandırabildim ne de kulak tırmalayan diyalogları. peki ya karakterler? sürekli sallantıda duran, neyi neden yaptığını kendisinin bile anladığından emin olamadığım uydurma karakterler, avrupa filmlerine göndermeler, çat pat yabancı dil konuşmalar, bir kitaba bakıp hayale dalmalar… neden yaptın tüm bunları, avrupalı ortaklarına yaranmak, onlardan iki kuruş daha fazla para almak için mi? peki ama acaba gerçek özcan alper sonbahar‘ı yapan adam mı, yoksa gelecek uzun sürer adlı duygu sömürüsünü, vicdan paralamasını yapan adam mı?

hayal kırıklığına uğradık, izledikçe sinirlendik. beklemediğimiz bir hezimete uğradık. bundan sonra ne beklemeli bilemiyoruz…

kırgın ve şaşkın seyircilerin c. ve c.