hoşgeldin caz!

ağustos ayıyla birlikte ramazan ayı, ramazan ayıyla birlikte mantık dışı etkinlik ramazanda caz hayatımıza geri döndü.

cazın ramazan ayıyla, dinle imanla değil ama bambaşka şeylerle ilgili olduğunu nasıl anlatmalı? benim ilk aklıma gelen boris vian’ın günlerin köpüğü‘nün önsözüne yazdıkları oldu:

“Hayatta, en önemlisi her şey üstüne a priori yargılara sahip olmaktır. Öyle görünüyor ki, aslında, kalabalıklar her zaman haksız, bireylerse her zaman haklıdır. Bundan davranış kurallarıyla ilgili çıkarımlar yapmaktan kaçınmak gerekir: kuralların formüle edilmesi gerekmez onları uygulamamız için. Sadece iki şey vardır: biri aşk, her şekilde ve hep güzel kızlarla, ve New Orleans ya da Duke Ellington müziği. Gerisi yok edilmelidir, çünkü geriye kalan çirkindir, (…)”*


sanırım en iyisi bu organizasyona, mot-a-mot anlamıyla düşünürseniz “müslüman mahallesinde salyangoz satmak” ya da tam tersi “salyangoz mahallesinde müslümanlık taslamak” demek olacak.

*çev. chloé

Comments

“hoşgeldin caz!” öğesine 2 yanıt

  1. danzon Avatar

    son tanımızı çok beğendim :)
    ama sadece hakan erdoğan'ın değil, iksv'nin de yaptığı “salyangoz mahallesinde müslümanlık taslamak”. nedir öyle, klasik'te ve caz'da sanatçıları ezan konusunda uyarmak! klasikçiler bile sahnede ara verip beklemeye başladı ezanı.
    eski köye yeni adetlerimizin haddi hesabı yok! bari yenileri eskilerden iyi olsa, öyle de değil.

    bu arada; kültür-sanat faaliyetleri için devletten/belediyeden yardım almanın tek yolu onlara “şirin” gözükmeye çalışmaksa, vay halimize!

  2. chloé Avatar

    sanatçıların özellikle uyarıldığını bilmiyordum doğrusu. ben de onları şirinlik yapmaya çalışıyorlar sanıyordum!
    hakan erdoğan bir ara saint antoine kilisesi'nde bach günleri yapıyordu yanlış hatırlamıyorsam (artık yok bu festival değil mi?). kilise cemaatinden bulamadığı ilgiyi müslüman caz severlerden bulmuş olsa gerek. işin kötüsü mekanlar da topkapı sarayı ve yıldız sarayı. ama sanırım, son kertede, bu caz bizim bildiğimiz caz değil!